Anton Lomaev: Yapay zeka çağında gerçek sanatçı, özgün fikirleriyle her zamankinden daha önemli hâle gelecek

Anton Lomaev, eserleriyle dünya çapında tanınan, çağdaş Rus illüstrasyon sanatının en önemli isimlerinden biri. Her kitabı, yalnızca bir anlatıyı görselleştirmekle kalmayan; klasik bir sanat eseri titizliğiyle kurgulanmış, okuru sayfalar arasında dolaşmaya davet eden görsel bir şölene dönüşüyor. Lomaev’in illüstrasyonları, edebiyatla resim arasındaki kadim bağı yeniden kurarken, masalın, mitin ve hayal gücünün zamansız gücünü hatırlatıyor. Anton Lomaev ile Rus ikonografisi geleneğinden çağdaş kitap illüstrasyonuna, Doğu imgesinden estetik anlayışına ve yapay zekânın sanat üzerindeki etkilerine kadar uzanan geniş bir çerçevede konuştuk

Öncelikle kısaca sizi tanıyarak başlayalım. Çizmeye nasıl başladınız ve bir metni resimlemeye giriştiğinizde metinle ilişkiniz nasıl şekilleniyor? Okuma, araştırma ve görsel hazırlık süreciniz genellikle nasıl ilerliyor?

Çocukluğumun ilk yıllarından beri çiziyorum. O zamandan bu yana çizimlerim çeşitli metinler ve kitaplarla çok yakından bağlantılıydı. Erken yaşta okumayı öğrendim ve ilk çalışmalarımın birçoğu okuduklarıma verdiğim tepkilerdi. Elbette bunlar doğrudan illüstrasyonlar değildi; daha çok edebiyat üzerine kurulmuş hayal dünyalarıydı. Ancak Güzel Sanatlar Akademisi’ne girene kadar hayatımı kitapla ilişkilendirmeyi düşünmüyordum. Ressam olmak istiyordum.

Üzerinde çalışacağım bir metni okuduğumda kendimi hayal gücüne bırakırım; gelecekteki illüstrasyonlara ait ilginç imgelerin zihnimde olgunlaşmasını beklerim. İllüstrasyonların kendisine ise acele etmeden yaklaşırım. Önce kitabın ölçülerini ve tasarımını düşünür, maketini kurgular, karakterlerin ve manzaraların eskizlerini yapar, eğer çalışma gerektiriyorsa tarihsel materyalleri incelerim.

İllüstrasyonlar üzerinde çalışırken en sık karşılaştığınız zorluklar veya temel meydan okumalar nelerdir?

Zorluklar her zaman çoktur. Bu, işin doğal bir parçasıdır. Ancak zorluklar ve onların aşılması, yaratıcı zanaatın önemli bir bölümünü oluşturur. Uzun zamandır illüstrasyon konularını yalnızca kendim seçiyorum; bu nedenle bana ilgi çekici gelmeyen ya da rahatsız edici olabilecek kitaplarla ve temalarla çalışmıyorum. Kariyerimin en başında yayınevlerinden gelen siparişler üzerine çiziyordum, fakat bu benim için zordu. Özgür bir kitap sanatçısı olmanın riskli yolunu seçtim ve pişman olmadım. Bugün yalnızca sevdiğim işleri yayımladığım kendi yayınevime sahibim.

Ilustration by © Anton Lamoev

Rusya’da çok güçlü ve derin bir ikonografi geleneği vardır; bu gelenek zamanla Palekh gibi özgün biçimlere evrildi. Bu ikonografik geleneğin kendi görsel diliniz üzerinde bir etkisini hissediyor musunuz? Sizce bu estetik miras çağdaş illüstrasyon için canlı ve güncel kalabilir mi?

İnsan gençken ve öğrenme sürecindeyken çoğu zaman başkalarını taklit eder ya da hazır bir üslubu temel alır. Olgun bir sanatçı ise kendi sanatsal dilini aramaya yönelir. Bu nedenle kendimi ikonografi ya da “palekh” geleneğinin içinde hissetmiyorum. Ancak Rus ikonu beni her zaman, imgede bulunan soyut başlangıcın anlam ve maneviyatla son derece sıkı bir biçimde bağlantılı olduğu estetik bir fenomen olarak etkilemiştir. Bu anlamda evet, ikon beni yüksek sanatın bir örneği olarak cezbediyor.

Çağdaş sanat —ve buna bağlı olarak illüstrasyon sanatı— son derece çeşitlidir. Her zaman moda olan eğilimler vardır, ancak her üslup kendine bir yer bulabilir; çünkü okurların zevkleri de son derece çeşitlidir.

Sizce genel bir “Rus illüstrasyon üslubu”ndan söz etmek mümkün mü? Eğer mümkünse, bu üslubu belirleyen temel görsel ya da kavramsal özellikler nelerdir?

Bence mümkündür. Rus illüstrasyon üslubunun iki güçlü kaynağı olduğunu söyleyebilirim. İlki, 20. yüzyılın başlarında Sanat Dünyası adlı dergi etrafında toplanan parlak sanatçılar çevresidir. Bu çevrenin temsilcileri arasında Bilibin, Somov, Lansere, Benois, Bakst gibi isimler yer alır.

İkinci güçlü Rus kitap illüstrasyonu okulu ise devrim dalgasıyla birlikte ortaya çıkmıştır; bu dönemde sanat yeni bir dil arayışı içindeydi. Bu yönelimin önde gelen kitap sanatçıları arasında Lebedev, Pahomov, Vasnetsov, Tyrsa ve Konaşeviç’i sayabilirim. Bu iki yönelim birbirinden çok farklıdır, ancak her ikisi de bugün Rus illüstrasyonunun karakteristik unsurlarıdır.

Çalışmalarınızda Doğu’da geçen hikâyeler önemli bir yer tutuyor(“İmparatorun Yeni Giysileri”, “Küçük Muck” vb.) Batılı bir bakış açısından bu görsel dünya bazen “oryantalist” yaklaşılıyor.  Siz hikâyelerinizde  kültürel temsil meselesine nasıl yaklaşıyorsunuz? Doğu sizin için daha çok estetik bir alan mı, yoksa anlatısal bir dünya mı?

Evet, doğru. Doğu’yu çizmeyi seviyorum. Ancak onu ele alış biçimim, pek çok eserini resimlediğim Wilhelm Hauff’un yaklaşımına benziyor. O, Doğu’ya hiç gitmemişti; hatta Almanya’dan bile ayrılmamıştı. Buna rağmen kendi masalsı Doğu’sunu yaratmasına bu durum engel olmadı. Ben Türkiye’ye pek çok kez gittim ve Türkiye’yi seviyorum. Ancak Doğu’yu çizerken doğruluk kaygısı gütmeden hayal kurmama izin veriyorum. Masallar için bu son derece doğaldır.

Ilustration by © Anton Lamoev

Günümüz çocuk edebiyatında minimalist ve daha sade bir görsel dil giderek daha belirgin hâle geliyor. Bu estetik eğilime nasıl bakıyorsunuz? 

Bir izleyici olarak son derece her zevke açığım; beğenilerim çeşitlidir. Benim için bir illüstrasyonun niteliği onun minimalist ya da ayrıntılı olmasıyla belirlenmez. Yetenekli olanı severim. Günümüzde illüstrasyon daha yalın ve minimalist bir hâl alıyor. Bunu, özellikle dijital ekranlar aracılığıyla her yerden üzerimize gelen görüntü fazlalığına verilen bir tepki olarak görüyorum. Ben ise daha çok ayrıntının bol olduğu bir üslupla çalışıyorum. Belki bu da, gündelik hayatı görsel açıdan yoksul olan bir kuşağın insanı olmamla ilgilidir.

Yapay zekânın görsel üretim biçimlerini hızla dönüştürdüğü bir çağda yaşıyoruz. Çocuk kitaplarında illüstrasyonun geleceğini nasıl görüyorsunuz?

Bence yapay zekânın, illüstrasyon dâhil olmak üzere hayatımıza giderek daha fazla müdahil olduğu bir döneme girdik. Ancak bundan korkmuyorum. Yapay zekâ bir derleyicidir; insan hayal gücünü kullanır. Fakat bu durum sanatçılar için bir meydan okumadır. Bunun cevabı, gerçekten yaratıcı olmak; rutinden ve “kalıplardan” uzaklaşmak ve işi sahici bir yaratıcılık temeline oturtmaktır. Bana göre gelecekte sanatçı —gerçek sanatçı— toplumda bugün ya da dünden çok daha önemli bir figür hâline gelecektir; çünkü özgün fikirler giderek daha büyük bir değer kazanacaktır.

Leave A Comment

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir